İstanbul'da yapılan Su Forumu'nun Sonuç Bildirgesi'dir:
1.Su böreği ve sulu köfteyi az tüketelim
2.Gidenin arkasından su dökmeyelim
3.Kimseye sulanmayalım
4.Sulu boya değil kuru boya kullanalım
5.Meyve suyu değil, posasını tüketelim
6.Kimseyle aramızdan su sızdırmayalım
7.Çok yürüyüp ayaklarımıza kara sular indirmeyelim
8.Kimseyi bi kaşık suda boğmayalım
9.Havadan konuşalım, sudan konuşmayalım
10.Samanın altından su yürütmeyelim
11.Pişmiş aşa su katmayalım
12.Sulukule ekibini fazla izlemeyelim
13.Olayları sulandırmayalım
14.Sudan sebeplere fazla kafamızı takmıyalım
15.Su terazisi kullanmayalım.
16.Rakımıza su katmayalım. İçenler de sek içsin!
KONUNUN DAHA FAZLA SUYUNU ÇIKARTMADAN
BUNU HİÇ KİMSEYE YOLLAMAYALIM !!!!!
*****
*****
Oscar verilir Bu Hikayeye...
Bir anne 8 yasindaki kiziyla otobuste gidiyorlar.
Duraklarin birinde bikac hayat kadini, musteri bekliyorlar.
Kiz annesine;
- "bunlar kim? ne diye bekliyorlar?" diye soruyor.
Anne de;
- "Bunlar kocalarını bekleyen kadınlardır" der.
Bunu duyan otobüs şoförü dönüp,
- "Çocuğa böyle saçma sapan şey anlatmayin,
Bunlar orospudur ve para icin erkeklerle yatiyorlar" der.
Çocuk da;
- "Anne bunlar erkeklerle yatarlarsa, o zaman da cocuklari olur,
bu cocuklar sonra ne oluyo?
Annenin yaniti:
- "Otobüs söförü" ! . . .
*****
*****
Antep'çe Pamuk Prenses...
gralice gosga gosga oturduğu yerden sorar
gralice: ayna ayna saa deym tama benden gözeli var mı dünyada
ayna: var sayın gıraliçem
graliçe: va dininemi la kim bu
ayna: aha şeyle pendir topağı kimi bembeyaz bi gız
gralice: eee adı neymiş
ayna: pambık pirenses
gralice: la yeriiiiii onu bizim avcı öldürükdü
ayna: zor öldürük aha yedi dene gudduknan suyun başında garpuzatanda yaşey yalancı aha beyle olsun
gralice: yedim seni avcııııı
burç ormanlığında evi olan tis gabiye cadı,
sepetine sof elmasını dolduruk
pambık pirenses ve yeddi cücelerin evine doğru yola çıkmıştır. pambık pirensesnen yeddi cüceler gelecek tehlikeden habersiz kavaklıkta şindiki kır kahvesinin yanında allebenin kenarında, pirensini bekliyen pambık pirensesinin yününü yuylardı.
laklahı şakşahı devam ediyken cadı,
şindiki altınçimin ordan sifli sifli geldi pambık pirensesin yanına yaklaştı ve sepetindeki sof elmasını uzattı.
pambık prenses eyle saftı ki
eline vur ekmeğini al derecesindeydi.
elmayı, çarşı ekmeğinin arasına dürüm etti,
ilk ısırıktan sonra bok tuluğu gibi yanına devrildi.
cadı, gendine saldıran cücelere depik sallayarak cin cücüğü gibi dağıttı.
cüüceler ayaa kahana gadar cadı gaçık gedikti.
cüceler toplandı,
öldü zannettikleri pambık pirensesi bellur fanusa goyuk ağıt yakmaya başladılar...
cüceler ağlayarak sızlayarak gendi gendilerini heder etmeye başladılar.
pirenses yokdu artık,
yemek yapık önlerine goyacak avrad şarmıta
bir cadı yüzünden uzamadıya gözlerinin önünde yatıydı.
cücelerden biri pirensese yeen berg aşıktı
en çok da bu cüceye koydu bu ölüm.
yahışıklı pirensin beyaz atıynan ufukta
belirmesi cüceleri tedirgin etti. aşık olan cüce, pirensin önüne atladı pirensnen çeneleşmeye başladı.
- kimsin la sen ne geziyn burda?
* ne diyn la gudduk çekil kenara aaazını burnunu daadırım ha!
- gel la gel, ne diyn oğlum sen
* herşey diym la herşey diym, mercimek gadar yok, gudduk boyunnan baa dayılanıy.
der ve cüceye godoo gibi dört dombalag aştıırır. sonra prensese yaklaşır bellur fanusu açar ve eskimo yimiş kimi pirensesin dudana bi öpücük gondurur pirenses uyanır ve pirense:
- dert gele saa şeyle, o nasıl öpmeydi eyle,dudamı goparıcıydın, ne yisin ola leş gibi de gohuy aazın,
* gadan baa gele pirensesim, buruya geliyken söylemesi ayip ciğerci mısdavadan yarım gavırmadan iki şiş ciğer yidim.
- adam gelirken ağzına bi dene garanfil atar.
* ben aşgımdan neyttemi biliymmiki raffım!
der ve prens uyanan pirensesi atının terkisine attıınaan batalhöyük tarafına doğru süzüle süzüle gider...
prenses : hadduç
prens : cöödet
cadı-kraliçe: beşire
avcı: şıho
cüce1: hösüyn
cüce2: mamdeli
cüce3: fayık
cüce4: eysan
cüce5: nuriddin
cüce6: ökkeş
*****
*****
Patates Tarlası....
Nebraska'da yaşlı bir adam yaşardı. Patates ekimi için bahçeyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu çok zor bir i şti. Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi, fakat o da hapisteydi. Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve müşk ülatını izah etti.
Sevgili David,
Patates bahçemi belleyemeyeceğimden, kendimi çok kötü hissediyorum.
Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti.
Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin.
Sevgiler
Baban
Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı.
Babacığım,
Allah aşkına bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm.
Sevgiler
David
Ertesi gün sabaha karşı saat 04:00' de FBI ve yerel polis ç ıka geldi ve tüm sahayı kazdılar, lakin hiç bir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler.
Ayni gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.
Babacığım,
Simdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım.
Sevgiler
David
*****
*****
Kuru fasulyeye bayılan bir adamın yaşanmış Hikayesi...
Birgün bir kıza aşık olmuş. Evlenmeleri kesinleştiğinde 'karım benim bu
halime katlanamaz' deyip fasulye yemekten vazgeçmiş.
Evlendikten bir kaç ay sonra işten eve gelirken yolda arabası arızalanmış. Kasabada yaşadıkları için evi arayıp yürümek zorunda olduğunu ve geç gelebileceğini söyleyip telefonu kapatmış.
Yolun üzerinde bulunan bir cafe'nin yanından geçerken fırında fasulye kokusu etrafını sarmış.
Yolunun uzun olduğunu ve fasulye yese bile etkisinin eve varıncaya kadar
geçeceğini düşünmüş. içeri girmiş çıkana kadar üç büyük porsiyon yemiş.
Tüm yol boyunca 'pit-put' ata ata eve gelmiş. Karısı onu kapıda karşılamış ve heyecanla 'sevgilim sana akşam yemeğine en güzel sürprizi hazırladım' demiş ve gözlerini bağlamış. Adamı masanın başına oturtup bandı açmaması için söz almış.
Bu sırada adam içinden bir tane daha geldiğini farketmiş. Tam karısı gözündeki bandı çıkaracakmış ki telefon çalmış.
Kadın gidip telefona bakmış. Karısı gittiği için adam fırsat bu fırsat deyip ağırlığını bir bacağına verip salmış. Sadece gürültülü çıktığı ile kalmamış, bozuk yumurta gibi de kokmuş. Adam bir süre nefes alma zorluğu çekmiş ve etrafındaki havayı dağıtmak için peçeteyi kullanmış. Tam rahatladım derken yeni bir tane daha gelmiş. Ayağını
kaldırıp 'rriiiipppp' diye salmış. Bu seferki hakikaten kocaman bir şeymiş. Camlar zıngırdayıp, masadaki tabaklar yerinden oynamış ve bir dakika sonra masadaki çiçekler solmuş. Karısının hala telefonla konuşup konuşmadığına kulak kabartmış
ve söz verdiği üzere gözündeki bandı hiç çıkarmamış.
Neyse ki karısı konuşmaya devam ediyormuş. Adam on dakika boyunca hep böyle salıp peçeteyle kokuyu uzaklaştırmış. Telefondaki 'bye-bye' lardan konuşmanın bitmeye yakın olduğunu anlayınca peçeteyi düzgün bir şekilde dürüp kucağına bırakmış ve ellerini üzerine koymuş. Karısı geri döndüğünde tam bir masumiyet tablosu çizip memnun bir şekilde gülümsüyormuş. Karısı uzun konuşmadan ötürü özür dilemiş ve gözündeki bandı açıp açmadığını sormuş. Açmadığına dair söz alınca 'sürpriz' diye haykırmış ve adamın gözlerini açmış.. Adam dehşetle doğum günü partisi için masanın etrafına oturmuş olan oniki kişiyi görmüş.

