Kayıt ol

Kısıtlı Erişim: muhabbetim.org'u tam ve reklamsız kullanabilmek için üye olmalısın !
Kullanıcı avatarı
Aktif Üye
Aktif Üye
İleti: 54
Kayıt: 23 Ağu 2008, 18:43

Anne Baba Hakkı

Okunmamış iletiTarih: 26 Ekm 2008, 08:36
 

Ana Baba Hakkı

Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Biz insana, ana ve babasına iyilikte bulunmayı tavsiye ettik. Özellikle anasına tavsiye ederiz ki, o kat kat eziyete katlanarak ona hamile kalmış, emzirmesi de iki sene sürmüştür. Bunun üzerine, Bana, ana-babana şükret." (Lokman; 14)
Bu ayet-i kerimeye göre, kim Allah-u Zülcelal'e şükreder de, anne ve babasına karşı gelirse, o kimsenin Allah-u Zülcelal'e karşı yapmış olduğu şükür geçerli değildir.
Bunun delili olarak, Enes bin Malik radıyAllahu anh şöyle demiştir:
"Hz. Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem'in yanında büyük günahlardan söz edilince, Hz. Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Allah'a şirk koşmak, anaya ve babaya karşı gelmektir." (Buhari, Müslim, Tirmizi)
Anne hakkı baba hakkından daha önemlidir. Anneye hürmet ve hizmet, babadan önce gelir. Nitekim Muaviye İbn-i Hayde el-Kuşeyrî radıyAllahu anh şöyle nakletmiştir:
"Hz. Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem'e: "Ey Allah'ın Resulü, kime iyilik yapayım?" diye sordum. Bana: "Annene!" diye cevap verdi. "Sonra kime?" diye tekrar ettim. "Annene!" dedi. "Sonra kime?" dedim. "Annene!" dedi. "Sonra kime?" dedim, bu dördüncüde: "Babana, sonra da tedrici yakınlarına!" diye cevap verdi." (Ebu Davud, Tirmizi)
Anlatıldığına göre, Bayezid-i Bestami küçükken soğuk bir kış gecesinde, annesi ile yatsı namazını kılıp yatmıştı. Gece yarısına doğru annesi uyandı. Çok susamıştı. Oğluna seslendi:
"OÄŸlum, bir bardak su verir misin?"
Hemen yatağından fırlayan, küçük Bayezid, su testisine baktı. Fakat içinde su yoktu. Annesine:
"AnneciÄŸim, testide su yok ben hemen doldurup geleyim." dedi.
Koşarak dışarı çıktı. Her yer buz ile kaplıydı. Zorlukla testiyi doldurup geri döndü. Fakat, geri dönene kadar annesi tekrar uyumuştu. Annesini uyandırmaya kıyamadı. Elinde su dolu bardak ile, annesinin baş ucunda beklemeye başladı.
Hava çok soğuk olduğu için, bir müddet sonra soğuktan titremeye başladı. Elleri de buzdan testiye yapışmıştı. Buna rağmen, bardağı bırakıp yatmadı. Annesinin uyandığında: "Hani su!" diyerek üzüleceğinden korkuyordu. Annesini üzmemek için, her türlü sıkıntıya katlanmaya razı idi.
Elinde su bardağı saatlerce ayakta annesinin uyanmasını bekledi. Nihayet, annesi: "Su! Su!" diye mırıldanmaya başladı. Hemen: "Buyur anneciğim, suyun hazır!" dedi. Annesi daha ilk sözünde suyun hazır olmasını anlayamadı. Oğluna sordu:
"Oğlum ne çabuk getirdin?" Bayezid şöyle dedi:
"Anneciğim, daha önce uyandığında, su istemiştin. O zaman su olmadığı için, testiyi doldurmaya gittim. Geldiğimde senin daldığını gördüm. Uyanmanı bekledim." Oğlunun bu kadar, sadakatli olduğuna çok sevinen annesi sevinçten ağladı. Allah-u Zülcelal kendisine böyle bir oğul ihsan ettiği için şükretti:
"Ya Rabbi! Ben oğlumdan razıyım, sen de razı ol." dedi.
Annesinin duası sebebiyle, Bayezid-i Bestami, Evliyalıkta yüksek derecelere kavuştu. Allahu Zülcelal'in dostlarından oldu. Hatta kendisine: "Bu derecelere nasıl kavuştunuz?" diye sorduklarında, Bayezid-i Bestami: "Annemin rızasını almakla!" demiştir.
Bir kimse, ana-babasının sağlığına ve ihtiyarlık zamanlarına yetişipte onlara iyilikte bulunmazsa, kendisini cehenneme müstahak etmiş olur. Nitekim, Enes bin Malik radıyAllahu anh'dan şöyle rivayet edilmiştir:
"Alkame adında bir genç vardı. Şiddetli bir hastalığa tutuldu ve yatağa düştü. Onun hanımı Hz. Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem'e gelerek:
"Ya ResulAllah! Kocam son nefesini vermek üzeredir." dedi. Hz. Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem, Hz. Bilal, Hz. Ali, Selman-ı Farisi ve Ammar'a:
"Gidin, Alkame'nin durumunun nasıl olduğuna bakın!" buyurdu. Bu sahabeler gelip, Alkame'ye:
"Ya Alkame! Şehadet getir." dediler. Alkame, bir türlü şehadet getiremeyince, Hz. Bilal radıyAllahu anh gelip durumu, Hz. Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem'e haber verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem:
"Ana-babası hayatta mı?" diye sordu. Hz. Bilal radıyAllahu anh:
"Babası öldü yaşlı bir annesi var." dedi. Hz. Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem:
"Ya Bilal! Alkame'nin annesine git, benim selamımı söyle. Gelebilirse yanıma gelsin. Gelemezse ben onun yanına geleyim." buyurdu. Hz. Bilal, kadının yanına gelip, durumu anlatınca; kadın:
"Onun huzuruna gitmek bana düşer." diyerek, bastonunu aldı ve Hz. Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem'in huzuruna geldi. Hz. Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem:
"Alkame'nin durumu nedir." diye sordu. Kadın dedi ki:
"Ya ResulAllah! Alkame, çok namaz kılan, sadaka veren biridir. Ama ben ona dargınım. Çünkü hanımını bana tercih ediyor." O zaman Hz. Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
"Annesi Alkame'ye darıldığı için şehadet getiremiyor. Ya Bilal! Git biraz odun hazırla. Gelip onu yakacağım." Bunu duyan kadın dedi ki:
"Ya Resullulah! Oğlumu mu yakacaksın? Hem de benim gözümün önünde. Ben buna dayanamam."
Hz. Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
"Allah'ın azabı çok şiddetli ve süreklidir. Eğer Allah'ın onu bağışlamasını istiyorsan, ona hakkını helal et. Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, ona dargın durduğun sürece, namazının ve sadakasının ona bir faydası olmaz." Bunun üzerine kadın dedi ki:
"Ya ResulAllah! Allah-u Zülcelal'i, seni ve beni buraya getireni şahit tutuyorum ki, ben Alkame'den razı oldum." Hz. Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem, Hz. Bilal'e:
"Ya Bilal! Git, Alkame'nin durumuna bak!" buyurdu. Hz. Bilal radıyAllahu anh, Alkame'nin evine gelince, şehadet getirdiğini ve vefat ettiğini gördü. Durumu Hz. Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem'e bildirdiler. Yıkanıp kefenlenmesini emretti ve bizzat kendisi namazını kıldı ve kabrin başına gelip şöyle buyurdu:
"Ey muhacir ve ensar topluluğu! Her kim hanımını, anasından üstün tutarsa, ona Allah'ın laneti vardır. Onun ne farz ne de nafile ibadeti makbul olmaz." (R.Nasihin)
Onun için Ebu Derda radıyAllahu anh şöyle demiştir:
"Bir adam bana gelerek: "Benim bir hanımım var. Annem onu boşamamı istiyor. Ne yapayım?" diye sordu. Ben de ona Hz. Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem'in şu hadis-i şerifini söyledim:
"Ana-baba, cennet kapılarının ortasıdır. İster o kapıyı kaybet, istersen muhafaza et." (Tirmizi)
Musa aleyhisselam, Allahu Zülcelal'den dokuz defa nasihat istedi. Hepsinde de Allah-u Zülcelal, ana-babaya itaat etmesini isteyerek şöyle buyurdu:
"Ana-babasına iyilik edenleri, dünyada sevdiklerim arasına alırım. Kabirde onlara arkadaş olur, mahşerde merhamet ederim. Sıratı geçirir, cennette onlarla vasıtasız konuşurum. Ana-babasına âsî olan, Peygamberler gibi çok amel etse, amelini kabul etmeyip, onu cehenneme atarım. Ana-babasına itaat edeni de, bana karşı kusurlu olsa da, affederim."
İşte ana-baba hakkı böyledir. Onun için onların hakkını almak, gönüllerini hoş tutmak ve daima onlara iyilikle muamele edip rızalarını kazanmak için gayret göstermek lazımdır. Nitekim Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
"Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara "öf!" bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söz söyle. İkisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve şöyle de: "Ey Rabbim! Onların beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et." (İsra; 23-24)
Demek ki evlat, hem ana-baba sağken onların haklarını gözetmeli, hem de öldükten sonra onların affedilmeleri için dua edip, kabirlerini ziyaret etmelidir.
Anlatıldığına göre Malik bin Dinar bir yıl hacca gitti. Haccını tamamladığı gece rüyasında şöyle bir ses işitti:
"Ey Malik! Hacca gidenlerden Muhammed oÄŸlu Abdurrahman affedilmedi."
Malik bin Dinar sabahleyin çevresinde Muhammed oğlu Abdurrahman'ı aramaya başladı. Sordukları kimse ona:
"Aradığın kimse Kur'an ehlidir. Her yıl hacca gelir." dediler. Araya araya onu bir köşede Kur'an okurken buldu. Abdurrahman onu görünce bir ah çekip bayıldı. Daha sonra şöyle dedi:
"Beni rüyanda gördün. Bana Allah-u Zülcelal'in beni affetmediğini söylemeye geldin değil mi?"
Malik bin Dinar bu duruma çok şaşırdı. Ona hayret edip sordu:
"Sen salihlerden birine benziyorsun. Çok merak ettim. Acaba Allah-u Zülcelal seni neden affetmiyor. Ne günah işledin?"
Bu soruya karşılık Abdurrahman şöyle anlattı:
"Bir ramazan ayının ilk gecesi idi. İçki içip sarhoş olmuştum. Bu sırada babam beni aramış ve bir yerde yatar bulmuş. Beni çekince bende sarhoşluktan ona vurup gözünü çıkarmışım. O da bana beddua etmiş. Ertesi gün ayılınca neler yaptığımı büyük bir üzüntü ile öğrendim. Bütün içki küplerini yok ettim. Kölelerimi azat ettim. Yaptıklarıma pişman olup doğru yola girdim. Her yıl böyle hacca gelir dua ederim. Fakat, her seferinde sizin gibi birisi rüyasında: "Allah seni affetmedi!" diye söyler."
Abdurrahman bunları anlatırken tekrar ağlamaya başladı. Onun bu haline Malik bin Dinar çok acıdı, babasını sorup yerini öğrenerek onun yanına gitti. Babası Malik bin Dinar'ı görünce şöyle dedi:
"HoÅŸ geldin ya Malik! Buyrun bir istediÄŸiniz varsa hemen yerine getireyim."
Malik bin Dinar şöyle dedi:
"Farzet ki kıyamet kopmuş, oğlun Abdurrahman'ı tutup cehenneme götürüyorlar. Onu bu halde görsen üzülmez misin?"
Bunu duyan babası ağlamaya başladı. Daha sonra kendine gelip dedi ki:
"Sen şahit ol ki, oğlumun kusurunu affettim ve ona hakkımı helal ettim."
Daha sonra Malik bin Dinar, ondan izin alarak oğlunun yanına gidip müjdeyi verdi ve babasının onu görmeye geleceğini söyledi. Bunu duyan Abdurrahman ağlayarak tekrar bayıldı. Bu sırada babası geldi. Malik bin Dinar'a şöyle rica etti:
"Oğlumu affettim. Diğer aleme yakın zamanda göçeceğini zannediyorum. Şahadet getirip ruhunu teslim etsin."
Malik bin Dinar şahadeti telkin etmeye başladı. Fakat Abdurrahman cevap vermiyordu. Nihayet gözlerini açıp karşısında babasını görünce ona yalvaran bir sesle dedi ki:
"Babacığım ne olur, gel sen de benim gözümü çıkar ki, kıyamete kalmasın!"
Babası şöyle dedi:
"Ey Gözümün nuru! Ben suçunu bağışladım. Senden razı oldum."
Bu sırada Abdurrahman iki defa şahadet getirdi. Malik bin Dinar ona: "Halin nasıldır?" diye sordu. O da şu şekilde cevap verdi:
"Baygın halde iken başucumda elinde topuz olan bir melek durup bana: "Baban senden razı değil. Ben topuzla senin başına vuracağım." dedi. Az sonra başka bir melek gelip yeşil bir mendille gözlerimin yaşını sildi ve dedi ki: "Şahadet getir! Baban ve Allah-u Zülcelal senden razı oldu."
Abdurrahman bunları söyler söylemez vefat etti.


Resim



      

Kayıt ol

Kısıtlı Erişim: muhabbetim.org'u tam ve reklamsız kullanabilmek için üye olmalısın !

Veya sohbete katıl www.muhabbetim.com/sohbet her zaman katıl!

İslamiyet'te Aile Yaşamı

 


  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Gösterim
    Son ileti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron